Diyabetik Ayak Nedir? Neden Oluşur, Nasıl Tedavi Edilir?

  • Anasayfa
  • Diyabetik Ayak Nedir? Neden Oluşur, Nasıl Tedavi Edilir?
Diyabetik Ayak Nedir? Neden Oluşur, Nasıl Tedavi Edilir?

Diyabetik ayak, diyabet hastalarında uzun süreli yüksek kan şekeri nedeniyle gelişen sinir hasarı (nöropati) ve kan dolaşımı bozuklukları sonucunda ortaya çıkan ciddi bir sağlık sorunudur. Bu durum ayaklarda yara, enfeksiyon, ülser ve ileri vakalarda doku kaybına yol açabilir. Zamanında tedavi edilmediğinde diyabetik ayak yaraları gangren ve amputasyon gibi ağır sonuçlar doğurabilir.

Kan şekeri kontrolünün yetersiz olması, ayakta hissizlik oluşmasına ve küçük travmaların fark edilmemesine neden olur. Bu da iyileşmeyen yaraların oluşmasını kolaylaştırır. Diyabetik ayak hastalığı hakkında farkındalığın artırılması, erken tanı ve doğru tedavi ile uzuv kayıplarının büyük ölçüde önüne geçilebilir.

Diyabetik Ayak Görülme Sıklığı ve Klinik Önemi

Dünya genelinde diyabet hastalarının yaklaşık %15’inde yaşamlarının herhangi bir döneminde diyabetik ayak sorunu görülmektedir. Türkiye’de ise bu oran %10–12 civarındadır. Diyabetik ayak yaraları, hastaların yaşam kalitesini düşürmekle kalmaz; aynı zamanda hastaneye yatış, enfeksiyon ve cerrahi müdahale riskini artırır.

Erken tanı ve uygun ayak bakımı ile diyabetik ayak yaralarının %80’den fazlası önlenebilir veya tedavi edilebilir. Bu nedenle düzenli kontroller ve bilinçli hasta takibi büyük önem taşır.

Diyabetik Ayağın Temel Özellikleri ve Belirtileri

Diyabetik ayak genellikle şu klinik bulgularla kendini gösterir:

  • Ayakta hissizlik veya karıncalanma

     

  • Ciltte renk değişikliği

     

  • Yavaş iyileşen yaralar

     

  • Ayakta enfeksiyon ve kötü koku

     

  • İleri evrelerde doku ölümü (nekroz)

     

Vakaların büyük bir kısmında enfeksiyon ve periferik damar hastalığı birlikte görülür. Yaralar çoğunlukla ayak tabanı, topuk ve parmaklarda oluşur. Bu bölgeler sürekli basınca maruz kaldığı için risk daha yüksektir.

Diyabet ve Ayak Sağlığı Arasındaki Bağlantı

Kontrolsüz diyabet, ayak damarlarında daralmaya ve sinir uçlarında hasara yol açar. Sinir kaybı nedeniyle hasta, ayaktaki kesik ve travmaları fark edemez. Aynı zamanda azalan kan akışı, yaranın iyileşmesini geciktirerek enfeksiyon riskini artırır.

Araştırmalar, düzenli ayak bakımı yapılmayan diyabet hastalarında enfeksiyon ve gangren gelişme riskinin %8–12 arasında olduğunu göstermektedir. Uzmanlar, diyabetin dengede tutulması, günlük ayak kontrolü ve düzenli doktor muayenesinin diyabetik ayak oluşumunu önlemede kritik rol oynadığını vurgulamaktadır.

Diyabetik Ayak Sendromu Nasıl Gelişir?

Yüksek kan şekeri seviyesi, damar iç yapısında bozulmaya ve bağışıklık fonksiyonlarında azalmaya sebep olarak diyabetik ayak sendromunu tetikler. Ayak derisinde yaralanma, mikropların kolayca girişini sağlar ve kusurlu iyileşme süreci başlar.

Nöropatik ve iskemik değişiklikler, ayakta cilt altı dokuların oksijenlenmesini zorlaştırır; doku ölümü ve enfekte ülserler görülebilir. Sendromun ilerlemesinde sigara kullanımı, kontrolsüz diyabet ve hipertansiyon önemli risk faktörleridir. Uzmanlar, ilk belirti olarak ayaklarda uyuşma, yanma ve renk değişikliklerinin gözlenmesini önerir; bu tip belirtilerde hızla hekime başvurulmalıdır.

Nöropatik ve İskemik Diyabetik Ayak Türleri

Nöropatik diyabetik ayak, sinir hasarına bağlı hissizlik, sıcaklık artışı ve ağrı ile seyreder. Bu türde cilt renginde kızarıklık ve ülserler görülür. İskemik diyabetik ayak ise kan akımı azalması nedeniyle ayakta soğukluk, solukluk ve morarma ile kendini gösterir; yaralar parmak uçları ve topukta oluşur.

Her iki türün birleşimine “nöroiskemik diyabetik ayak” adı verilir ve bu hastalarda amputasyon riski diğer gruplara göre yüksektir. Uzmanlar, hastanın tipine göre bakım ve tedavi protokolünün net belirlenmesini önermektedir. Nöropati ve iskeminin ayrı ayrı veya birlikte bulunmasına göre tedavi süreci farklılık gösterir; bu süreçte multidisipliner yaklaşım (endokrinoloji, kalp ve damar cerrahisi, enfeksiyon, ortopedi) gereklidir.

Diyabetik Ayak Oluşumunda Risk Faktörleri ve Nedenler

Diyabetik ayak gelişiminde yüksek kan şekeri, periferik nöropati ve dolaşım bozuklukları ana etkenler olarak yer alır. Kronik diyabet hastalarında ayak yaralarının ortaya çıkma riski, hastalığın süresi ve kontrol düzeyiyle doğrudan bağlantılıdır. Sigara kullanımı, obezite, yetersiz ayak bakımı ve uygun olmayan ayakkabı seçimi bu riski artıran başlıca yaşam tarzı faktörleridir. İleri yaş, böbrek fonksiyon bozuklukları ve hipertansiyon varlığı da diyabetik ayak gelişimini kolaylaştırır.

Kan Şekeri Kontrolsüzlüğünün Ayak Sağlığına Etkisi

Uzun süre yüksek seyreden kan şekeri, ayakta enfeksiyon ve yara oluşumunu kolaylaştırır. Araştırmalara göre HbA1c’nin %8 üzerinde olması riskleri belirgin şekilde artırır. Kontrolsüz diyabet hastalarında yara iyileşmesi yavaşlar ve enfeksiyon ile amputasyon gibi komplikasyonlara neden olabilir.

Kilo kontrolü ve glisemik indeks seçimi, şeker dengesini sağlayarak diyabetik ayak riskini azaltır. Uzmanlar, düzenli kan şekeri ölçümü ve insülin ile ilaçların doğru kullanılmasını önerir. Hastaların günlük ayak kontrolü yapmaları, erken yara oluşumunu saptama açısından son derece önemlidir.

Periferik Nöropati ve Sinir Hasarı

Periferik nöropati, diyabetli hastaların yaklaşık %60’ında görülür ve duyusal kayıplar nedeniyle ayak yaraları fark edilmeyebilir. Sinir hasarı karıncalanma, yanma ve bölgesel uyuşukluk gibi belirtilerle kendini gösterir. Bu durum ayak travmalarının tanısının gecikmesine neden olur.

Nöropati hastalarında uygun ayakkabı seçimi ve düzenli podolog kontrolleri önerilmektedir. Diyabetik ayak yarası gelişiminde nörolojik testler ve EMG değerlendirmeleri tanı koymada kullanılır. Vitamin B12 ve alfa lipoik asit gibi desteklerin kullanılması sinir sağlığını korumada etkilidir.

Dolaşım Bozuklukları ve Vasküler Sorunlar

Diyabetik hastalarda periferik arter hastalığı görülme oranı %20-30’dur ve damar tıkanıklıkları ayakta yara riskini artırır. Diyabetik ayakta damar tıkanıklığı, dokuya oksijen ve besin taşınmasını engelleyerek iyileşmeyi zorlaştırır.

Doppler ultrasonografi ve ayak nabız kontrolleri, dolaşım sorunlarının erken tanısında önemli rol oynar. Sigara ve hareketsiz yaşam, periferik damar hastalıklarını şiddetlendiren ana faktörlerdir. Uzmanlar, damar hastalığı olan diyabetik hastalarda egzersiz ve düşük tuzlu diyet önerisinde bulunur.

Yaşam Tarzı ve Çevresel Risk Faktörleri

Uygun olmayan ayakkabı ve çorap seçimi, ayakta sürtünme ve basınç yaraları oluşumunu tetikler. Bu nedenle profesyonel ayak bakımı gereklidir. Kişisel hijyenin ihmal edilmesi ve nemli ayak ortamları mantar ve bakteriyel enfeksiyon riskini artırır.

Sigara, alkol ve dengesiz beslenme diyabetik ayak yarası gelişim olasılığını yükseltir. Düzenli podolog kontrolü, profesyonel ayak bakımı ve uygun malzeme kullanımı komplikasyonlardan korunmada etkilidir. Ev ve iş ortamında travmadan kaçınılması, diyabetik ayak yarası riskini azaltır.

Diyabetik Ayak Yarası Belirtileri Nelerdir?

Diyabetik ayak yarası belirtileri, hastalığın erken dönemlerinde tespit edildiğinde ciddi komplikasyonların önüne geçilmesini sağlar. Diyabetik ayak yarası, başlangıçta ciltte kızarıklık, şişlik ve yerel ısı artışı ile kendini gösterebilir. Yara etrafında iyileşmeyen ülser ya da çatlama oluşması, ilk bulgular arasında yer alır. İnfeksiyon belirtileri olan irin, kötü kokulu akıntı ve ağrı artışı durumunda, renk değişikliği de gözlenebilir ve bu durum ciddi komplikasyonlara işaret edebilir.

Duyu kaybı nedeniyle diyabetik ayak yarası fark edilmeyebilir. Bu nedenle diyabetli bireylerin düzenli ayak kontrolü yapması önerilmektedir. Ayaklarda siyahlaşma ve morarma, dokularda nekroz ve damar tıkanıklığı riskine işaret edebilir ve acil müdahale gerektirebilir. Diyabetik ayak yarası, erken teşhis ve sürekli takip gerektiren bir sağlık sorunudur.

Erken Dönem Uyarı İşaretleri

Ayakta açıklanamayan kızarıklık, ödem ve sıcaklık artışı olduğunda diyabetik ayak riski değerlendirilmelidir. Ciltte kuruma, çatlaklar ve nasır oluşumu yaraların başlangıcı olabilir ve diyabetiklerde dikkatli incelenmelidir. Ayak parmaklarında sık karıncalanma, his değişikliği veya uyuşukluk erken nöropatinin göstergesidir.

Ayakta ağrı hissinin kaybolması ve minör travmalara karşı duyarsızlık, yara oluşumunu kolaylaştırır. Yara bölgesinde renk değişimleri ve iyileşmeyen küçük kesikler, enfeksiyonun erken habercisidir. Erken dönemde tespit edilen uyarı işaretleri, diyabetik ayak gelişimini önlemede önemli rol oynar. Sürekli ayak bakımı, nemlendirici kullanımı ve uygun ayakkabı seçimi ile komplikasyonlar engellenebilir.

Diyabetik Ayak Evreleri ve Wagner Sınıflaması

Wagner Sınıflaması, diyabetik ayak yaralarını 0’dan 5’e kadar evrelere ayırır ve tedavi ile amputasyon kararlarında yol gösterir. Evre 0’da riskli ayak görülür ancak yara bulunmaz. Evre 1’de yüzeyel ülser, evre 2’de derin yara, evre 3’te enfekte yara veya kemiğe ulaşmış yara tespit edilir.

Evre 4’te kısmi gangren, evre 5’te tüm ayakta gangren görülür ve yüksek amputasyon riski nedeniyle acil multidisipliner müdahale gerektirir. Her evrede enfeksiyon riski, damar tıkanıklığı ve yara iyileşmesi değerlendirilir. İleri evrelerde iyileşme süresi uzar. Wagner skalasının doğru uygulanması, hastaya uygun tedavi protokolü ve takip şeması için uzman önerisidir.

Enfeksiyon Belirtileri ve Komplikasyonlar

Diyabetik ayak yarasında irin, kötü koku ve yara çevresinde kızarıklık enfeksiyonun klasik belirtilerindendir. Yüksek ateş, halsizlik, lenf bezlerinde şişlik ve hızla yayılabilen enfeksiyon tablosu sepsis riskini artırır. Enfeksiyon ilerlediğinde lokal doku kaybı, nekroz ve gangren gelişebilir ve bu durumda amputasyon oranı yükselir.

Multiresistant bakterilerle oluşan enfeksiyonlar daha uzun tedavi süreci ve antibiyotik seçimi gerektirir. Uzmanlar, enfeksiyon gelişimini engellemek için yara bakımı, steril pansuman ve erken antibiyotik kullanımı önermektedir. Diyabetik ayak yaralarında enfeksiyonun önlenmesi ve yönetimi, hasta yaşam süresi ve amputasyon oranlarında belirleyicidir.

Ağrı Hissi Kaybı ve Duyusal Değişiklikler

Diyabetik nöropati nedeniyle hastalar, ayakta oluşan kesik veya yarayı hissetmeme sorunu yaşayabilir. Duyusal değişiklikler karıncalanma, yanma, üşüme veya uyuşukluk şeklinde kendini gösterir. Ağrı hissinin kaybı, minor travmaların ve enfeksiyonların daha geç fark edilmesine yol açar.

Uzmanlar, düzenli monofilament testi ve ayak muayenesiyle erken dönemde duyu kaybını saptamanın önemini vurgular. Duyu kaybı olan ayaklarda, sıcaklık ve mekanik travmalardan korunmak için uygun ayakkabı ve tabanlık tavsiye edilir. Diyabetik ayaklarda ağrı hissi kaybı, yara oluşumunu kolaylaştırırken komplikasyonları artırır. Bu nedenle nöropati gelişimini önlemek ve erken tanı koymak için düzenli takip şarttır.

Diyabetik Ayakta Damar Tıkanıklığı ve Etkileri

Diyabetik ayak hastalarında damar tıkanıklığı, yara iyileşmesi ve ayak sağlığı üzerinde ciddi sonuçlar doğurur. Diyabetli hastalarda sıkça görülen periferik arter hastalığı, ampütasyon riskini artıran temel faktörlerden biridir. Damarların tıkanması sonucu uzuvlara yeterli oksijen ve besin taşınamaz, bu durum diyabetik ayak yaralarının iyileşme sürecini yavaşlatır. Diyabetik ayak tedavisinin başarıya ulaşması için damar sağlığının korunması ve erken dönemde tıkanıklıkların tespit edilmesi büyük önem taşır.

Damar tıkanıklığı bulunan diyabetik ayak hastalarında yara iyileşmesi gecikir ve enfeksiyon riski artar. Periferik arter hastalığı olan diyabetiklerde ampütasyon oranları, normal dolaşıma sahip hastalara göre üç kat daha yüksek seyretmektedir. Erken tanı ve müdahale ile doku kaybının önüne geçilebilir ve amputasyon ihtiyacı azaltılabilir. Uzmanlar, diyabetli bireylerde yıllık ayak ve damar kontrollerinin düzenli yapılmasını tavsiye etmektedir. Damar tıkanıklığının tedavisi, cerrahi ve minimal invaziv yöntemlerle hastaya özel planlanmalıdır.

Periferik Arter Hastalığı ve Diyabet İlişkisi

Periferik arter hastalığı (PAH), diyabetik hastalarda ayak damarlarının daralması ve tıkanması durumu olarak tanımlanır. PAH, diyabetik ayak yarası oluşumunda en önemli risk faktörlerinden biri kabul edilir ve diyabetik ayak hastalarının yaklaşık %40’ında bulunur. Diyabetin yarattığı kronik yüksek kan şekeri, damar duvarında kalınlaşma, sertleşme ve plak oluşumuna neden olur.

Uzmanlar, diyabetli bireylerde PAH belirtilerinin erken fark edilmesi için düzenli nabız, deri rengi ve sıcaklık kontrolleri yapılmasını önerir. PAH tanısı konulan hastalarda yürüyüş kısıtlanması, bacakta ağrı ve iyileşmeyen yaralar görülür. Erken tedavi ile komplikasyon riski önemli ölçüde azalır ve hasta yaşam kalitesi korunur.

Damar Tıkanıklığının Yara İyileşmesine Etkisi

Damar tıkanıklığı nedeniyle yaranın bulunduğu bölgeye yeterli oksijen ve besin taşınamaz, bu durum iyileşme sürecini engeller. İstatistiklere göre, diyabetik hastalarda tıbbi müdahale gerektiren ayak yaralarının %30’unda damar tıkanıklığı tespit edilmektedir. Uzmanlar, damar tıkanıklığının erken dönemde anjiyo ve doppler ultrasonografi gibi yöntemlerle saptanmasını önemle tavsiye etmektedir.

Damar açıcı tedaviler olan anjiyografi, balon veya stent uygulamaları iyileşme süresini %50’ye kadar hızlandırabilir. Diyabetik ayakta yara iyileşmiyorsa mutlaka damar değerlendirmesi yapılmalıdır. Tedavi edilmeyen damar tıkanıklığı enfeksiyon ve ampütasyon riskini artırır.

Anjiografi ile Damar Değerlendirmesi

Anjiografi, diyabetik ayak hastalarında damar tıkanıklığını görüntülemek ve hastalık derecesini belirlemek için en etkili yöntemlerden biridir. Modern anjiografi teknikleri ile damar haritası çıkarılır, darlık veya tıkanıklıklar net şekilde saptanır ve elde edilen veriler tedavi planlamasında kullanılır.

Uzmanlar, iyileşmeyen diyabetik ayak yaralarında mutlaka noninvaziv veya invaziv damar görüntüleme yapılmasını tavsiye etmektedir. Minimal invaziv anjiografik müdahalelerle damar tıkanıklığı açılarak ayak kaybı riski azaltılır. Diyabetik ayak şikayeti olan ve kılcal nabız alınamayan hastalarda erken dönemde anjiyografi planlanmalı ve uygun tedavi hızlıca başlatılmalıdır.

Diyabetik Ayak Ne Zaman Kesilir: Amputasyon Kriterleri

Amputasyon, diyabetik ayak yarası ve ciddi damar tıkanıklığı varlığında, hayatı tehdit eden enfeksiyon veya kangren gelişirse gündeme gelir. Yara doku canlılığını kaybetmişse, enfeksiyon yayılmış ve damar açıcı tedavilere rağmen iyileşme sağlanamıyorsa amputasyon uygulanır.

İstatistiklere göre, diyabetik ayak amputasyonlarının %80’e yakını önlenebilir takiple ve uygun tedaviyle engellenebilir. Uzman önerisi doğrultusunda, diyabetik ayak hastalarında enfeksiyon kontrolü, yaraya lokasyon bazlı bakım ve cerrahi girişim kararı multidisipliner ekipçe verilmelidir. Parmak renk değişimi, kötü koku, şiddetli ağrı ve kangren bulguları varsa hastanın yaşam kalitesi ve genel sağlığı göz önüne alınarak amputasyon kararı alınır.

Diyabetik Ayak Tedavisi Nasıl Yapılır?

Diyabetik ayak tedavisinde, etkin ve kalıcı sonuçlar için hem konservatif hem cerrahi yaklaşımlar, multidisipliner işbirliği ve hastaya özel tedavi protokolleri uygulanır. Tedavi süreci erken dönemde enfeksiyon kontrolü ve ayak bakımı ile başlar, ileri evrelerde ise damar açma veya cerrahi müdahaleleri kapsar.

Enfeksiyonun erken tespiti ve kontrol altına alınması, amputasyon riskini azaltmak için temel yaklaşımdır. Hastanın kan şekeri kontrolü yara iyileşmesini hızlandırırken komplikasyonları önler. Bakım sürecinde özel ayak hijyeni, uygun pansuman malzemeleri ve yara takibinin düzenli yapılması gerekir. Diyabetik ayak damar tıkanıklığı durumunda anjiyo ve damar açıcı işlemler ile kan dolaşımı yeniden sağlanabilir. Fizyoterapi ise hareket yetisini koruma ve ikincil yaralanmaları engelleme konusunda faydalı olur.

Diyabetik ayakDiyabetik ayak
Öncesi Sonrası

Konservatif Tedavi Yöntemleri ve Diyabetik Ayak Bakımı

Kan şekeri kontrolü, diyabetik ayak tedavisinde temel noktadır ve HbA1c düzeyi %7’nin altında tutulmalıdır. Günlük ayak kontrolleri, ayakta yara, kızarıklık veya enfeksiyon belirtilerini erken belirlemede yardımcı olur.

Yaralı bölgeye özel pansuman uygulamaları ve nemli ortamlar iyileşmeyi hızlandırır. Hidrojel ve gümüş içeren pansumanlar uzmanlar tarafından önerilmektedir. Basınç azaltıcı ayakkabılar kullanmak ve ayak yapısına uygun ortopedik malzemeler tercih etmek yara oluşumunu önler. Düzenli ayak bakımı, nasır ve tırnak kontrolü ile enfeksiyon riski azaltılır.

Cerrahi Tedavi Seçenekleri ve Damar Açma İşlemleri

Diyabetik ayakta damar tıkanıklığı saptanırsa anjiyografi ile damar açma işlemleri (balon/stent uygulamaları) tedavi planına dahil edilir. Nekrotik doku ve enfekte bölgelerin cerrahi olarak temizlenmesi (debridman) iyileşme sürecini hızlandırır.

İleri evre vakalarda damar bypass cerrahisi veya endovasküler işlemler uzuv kaybını önlemeye yardımcı olur. Amputasyon, kemik ve yumuşak doku kaybı olan, enfeksiyonu kontrol altına alınamayan hastalarda son çare olarak uygulanmaktadır. Enfeksiyonun yayılımını önlemek için lokal cerrahi müdahale sıklıkla tercih edilir ve erken dönemde müdahale edilen yaralarda başarı oranı %80’in üzerindedir.

Diyabetik Ayak Ağrısına Ne İyi Gelir

Diyabetik ayak ağrısında reçetesiz ağrı kesiciler yerine doktor gözetiminde reçeteli analjezikler tercih edilmelidir. Sinir ağrısı için gabapentin, pregabalin gibi nöropatik ağrıya özel ilaçlar önerilebilir ve ağrı kökenine göre tedavi şekillendirilir.

Ayak içi destekler ve uygun, basıncı azaltan ayakkabı seçimi ağrı ve hassasiyeti azaltır. Fizyoterapi ve soğuk uygulamalar lokal ağrıyı kontrol altına almak için kullanılabilir. Diyabetik ayak yarası için topikal ağrı giderici kremler ve jeller enfeksiyonsuz bölgelerde kullanılır.

Multidisipliner Tedavi Yaklaşımı ve Takip Süreci

Endokrinolog, kalp ve damar cerrahı, enfeksiyon hastalıkları ve fizik tedavi uzmanlarının işbirliği ile etkin sonuçlar alınır. Diyabetik ayak tedavisi sırasında düzenli kontrol, yara takibi ve hasta eğitimi komplikasyonları azaltır.

Riskli hastalarda hiperbarik oksijen tedavisi gibi ek yöntemler yara iyileşme oranını artırmaktadır. Her hastaya özel tedavi protokolleri geliştirilmesi yaşam kalitesini artırır ve yeniden yara oluşumunun önüne geçer. Uzun dönemli izlemde yara tekrarını önlemek için yaşam tarzı değişiklikleri ve diyabet yönetimi gereklidir.

Sonuç

Diyabetik ayak, erken tanı ve doğru tedavi yaklaşımıyla büyük oranda kontrol altına alınabilen ancak ihmal edildiğinde ciddi sonuçlara yol açabilen bir sağlık sorunudur. Ayakta iyileşmeyen yara, renk değişikliği, ağrı, uyuşma veya damar tıkanıklığı şüphesi varsa zaman kaybetmeden uzman değerlendirmesi büyük önem taşır.

Diyabetik ayak tedavisinde doğru zamanda yapılan damar değerlendirmesi, enfeksiyon kontrolü ve kişiye özel tedavi planı, uzuv kaybını önlemenin en etkili yoludur. Bu süreçte multidisipliner yaklaşım ve deneyimli bir hekimin takibi belirleyici rol oynar.

Diyabetik ayak, damar tıkanıklığı ve ayak yaraları konusunda güncel tanı ve tedavi yöntemleriyle hastalarını değerlendiren Dr. Ahmet Arnaz, her hastaya özel tedavi planı oluşturarak uzuv kaybı riskini en aza indirmeyi hedeflemektedir. Siz de diyabetik ayak şikâyetlerinizle ilgili detaylı bilgi almak ve uygun tedavi seçeneklerini değerlendirmek için Dr. Ahmet Arnaz ile iletişime geçebilir, erken müdahale ile sağlığınızı koruyabilirsiniz.

Yorum bırakın