Son güncelleme:
COVID-19, SARS-CoV-2 adlı virüsün neden olduğu bulaşıcı bir solunum yolu hastalığıdır. Çoğu kişide hafif ya da orta şiddette seyreder; ancak ileri yaş, bağışıklık sistemi baskılanması ve bazı kronik hastalıklar ağır hastalık riskini artırabilir. Belirti geliştiğinde, özellikle risk grubundaysanız, test ve tedavi değerlendirmesini geciktirmemek önemlidir.
İçindekiler
COVID-19 nedir?
COVID-19, SARS-CoV-2 virüsünün yol açtığı enfeksiyon hastalığıdır. Hastalık en sık solunum yollarını etkiler; bununla birlikte bağışıklık sistemi, damarlar ve farklı organ sistemleri üzerinde de etkiler oluşturabilir. Enfeksiyonun seyri kişiden kişiye değişir. Bazı kişiler belirti yaşamazken bazılarında nezle veya grip benzeri yakınmalar görülür; daha küçük bir grupta zatürre, solunum yetmezliği ya da başka komplikasyonlar gelişebilir.
Dünya Sağlık Örgütü, COVID-19 için ilan edilen uluslararası halk sağlığı acil durumunun 5 Mayıs 2023’te sona erdiğini bildirmiştir. Bu karar virüsün ortadan kalktığı anlamına gelmez. SARS-CoV-2 dolaşımını sürdürmekte; yeni varyantlar ve bölgesel artışlar görülebilmektedir. Bu nedenle sabit vaka sayıları veya geçmişteki tek bir varyanta dayalı bilgiler yerine güncel yerel sağlık otoritesi önerileri izlenmelidir.
Koronavirüs nasıl bulaşır?
SARS-CoV-2 esas olarak enfekte bir kişinin nefes alması, konuşması, öksürmesi veya hapşırması sırasında çevreye yayılan solunum parçacıklarıyla bulaşır. Bu parçacıkların bir bölümü kısa mesafede yere inerken daha küçük olanlar havada asılı kalabilir. Bulaşma riski; kapalı, kalabalık ve havalandırması yetersiz alanlarda, özellikle uzun süreli yakın temasta artar.
Belirti göstermeyen veya belirtileri henüz başlamamış kişiler de virüsü bulaştırabilir. Kirlenmiş yüzeylere dokunduktan sonra göz, burun ya da ağza temas etmek teorik olarak mümkündür; ancak solunum yoluyla bulaş, günlük yaşamda daha önemli kabul edilir. Bu nedenle yalnızca yüzey temizliğine odaklanmak yerine temiz hava, uygun maske, hasta iken evde kalma ve el hijyeni birlikte uygulanmalıdır.
Yeniden COVID-19 olunabilir mi?
Evet. Enfeksiyon veya aşı sonrasında oluşan bağışıklık ağır hastalık riskini azaltmaya yardımcı olsa da zamanla zayıflayabilir ve yeni varyantlardan etkilenebilir. Daha önce COVID-19 geçirmiş olmak yeniden enfeksiyonu kesin olarak engellemez. Yeni belirtiler başladığında, yakın zamanda geçirilmiş bir enfeksiyona güvenerek olasılığı dışlamak doğru değildir.
COVID-19 belirtileri nelerdir?
Belirtiler virüsün varyantına, kişinin yaşına, bağışıklık durumuna ve aşı geçmişine göre değişebilir. Yakınmalar genellikle maruziyetten sonraki günlerde ortaya çıkar; sadece belirtilere bakarak COVID-19’u gripten veya başka bir solunum yolu enfeksiyonundan kesin biçimde ayırmak çoğu zaman mümkün değildir.
- Ateş veya titreme
- Öksürük
- Boğaz ağrısı
- Burun akıntısı veya tıkanıklık
- Halsizlik ve yorgunluk
- Kas ve vücut ağrıları
- Baş ağrısı
- Nefes darlığı veya solunum güçlüğü
- Tat veya koku duyusunda yeni kayıp ya da değişiklik
- Bulantı, kusma veya ishal
Tat ve koku kaybı COVID-19 ile ilişkilidir fakat her varyantta ya da her hastada görülmez. Ateşin olmaması da enfeksiyonu dışlamaz. Evde ölçülen oksijen satürasyonu tek başına tanı koydurmaz; ölçüm tekniği, cihaz kalitesi, dolaşım ve tırnak ürünleri sonucu etkileyebilir. Düşük veya giderek azalan değerler, özellikle nefes darlığıyla birlikteyse, sağlık profesyoneli tarafından değerlendirilmelidir.
COVID-19 kimlerde daha ağır seyredebilir?
Her yaştan kişi ağır hastalanabilir; ancak risk yaşla birlikte belirgin biçimde artar. Bağışıklık sistemi baskılanmış kişilerde ve bazı kronik hastalıklarda da ağır hastalık, hastaneye yatış ve komplikasyon olasılığı yükselebilir. Risk tek bir tanıya göre değil; yaş, ek hastalıklar, kullanılan ilaçlar, aşı durumu ve kişinin genel sağlık durumu birlikte değerlendirilerek belirlenir.
- İleri yaştaki kişiler
- Bağışıklığı hastalık veya ilaç nedeniyle baskılanmış kişiler
- Kronik akciğer, kalp-damar veya böbrek hastalığı olanlar
- Diyabet, obezite veya kanser gibi bazı ek hastalıkları bulunanlar
- Gebeler ve yakın zamanda doğum yapmış kişiler
- Güncel aşı önerileri bakımından eksik korumaya sahip kişiler
Kalp-damar hastalığı olan kişilerde ilaçların kesilmesi veya değiştirilmesi kişisel risk doğurabilir. COVID-19 ve kalp sağlığı arasındaki ilişki, sitedeki COVID-19 ve kalp hastaları başlıklı ayrı rehberde daha ayrıntılı ele alınmaktadır.
COVID-19 için ne zaman ve nasıl test yapılır?
Solunum yolu enfeksiyonu belirtileri başladığında, COVID-19 tanısı davranışınızı ve tedavi planını değiştirecekse test düşünülmelidir. Özellikle ağır hastalık riski taşıyan kişiler, belirtileri hafif olsa bile test ve tedavi değerlendirmesi için sağlık kuruluşuyla erken iletişim kurmalıdır. Antiviral ilaçların etkili olabilmesi için belirtilerin başlamasından sonraki ilk günlerde başlanması gerekebilir.
Antijen testleri hızlı sonuç verir; ancak enfeksiyonun erken döneminde negatif olabilir. Belirti devam ediyor veya temas olasılığı yüksekse, sağlık otoritesinin güncel önerisine göre testin tekrarı ya da daha duyarlı bir moleküler test gerekebilir. PCR ve diğer nükleik asit amplifikasyon testleri viral genetik materyali saptar. Hangi testin uygun olduğu kişinin belirtilerine, riskine, hastalığın kaçıncı gününde olduğuna ve testin kullanım amacına göre değişir.
Tek bir negatif test COVID-19’u her durumda dışlamaz. Buna karşılık pozitif bir test, özellikle belirtilerle uyumluysa, bulaşmayı azaltacak önlemlerin alınması ve risk grubundaki kişilerin tedavi için gecikmeden değerlendirilmesi açısından önemlidir. Türkiye’deki test, işe veya okula dönüş ve raporlama kuralları değişebileceğinden Sağlık Bakanlığının güncel duyuruları esas alınmalıdır.
Antikor testi aktif enfeksiyonu gösterir mi?
Antikor testleri bağışıklık sisteminin virüse karşı daha önce oluşturduğu yanıtı araştırır; aktif enfeksiyonu erken dönemde saptamak için tercih edilen yöntem değildir. Aşı veya daha önce geçirilmiş enfeksiyon da antikor sonucunu etkileyebilir. Bu nedenle belirtileri yeni başlayan bir kişide “şu anda COVID-19 var mı?” sorusunun yanıtı için antijen veya moleküler testler değerlendirilir. Antikor düzeyinin tek başına koruyuculuk süresini ya da ek aşı gereksinimini kesin biçimde göstermediği unutulmamalıdır.
Hafif COVID-19 evde nasıl izlenir?
Hafif hastalıkta dinlenme, yeterli sıvı alma ve belirtilerin izlenmesi genellikle temel yaklaşımdır. Ateş veya ağrı için reçetesiz ilaçlar bazı kişilerde kullanılabilir; ancak gebelik, böbrek ya da karaciğer hastalığı, mide kanaması öyküsü, kan sulandırıcı kullanımı veya başka ilaçlarla etkileşim ihtimali varsa hekim ya da eczacıya danışılmalıdır. Antibiyotikler virüslere karşı etkili değildir ve bakteriyel enfeksiyon kanıtı olmadan kullanılmamalıdır.
Evdeki diğer kişilerden mümkün olduğunca uzak durmak, ortak alanları havalandırmak ve yakın temas gerektiğinde iyi oturan bir maske kullanmak bulaş riskini azaltır. Belirtilerin başladığı tarih, ateş seyri, nefes darlığı, sıvı alımı ve genel durumdaki değişiklikler izlenebilir. Kişinin alışılmış faaliyetlerini yapamayacak ölçüde kötüleşmesi, nefes darlığının artması, göğüs ağrısı, bayılma, bilinç değişikliği veya sıvı alamama tıbbi değerlendirme gerektirir.
Ne zaman normal yaşama dönülebilir?
İzolasyon ve günlük yaşama dönüş önerileri ülkeler ve dönemler arasında değişebilir. Genel ilke; ateş düşürücü kullanmadan ateşin düzelmesi, diğer belirtilerin genel olarak gerilemesi ve kişi kendini daha iyi hissedene kadar evde kalmaktır. Sonraki günlerde havalandırma, maske ve risk grubundaki kişilerden uzak durma gibi ek önlemler bulaştırma olasılığını azaltabilir. En güncel yerel kurallar izlenmelidir.
COVID-19 nasıl tedavi edilir?
Tedavi hastalığın şiddetine ve kişinin ağır hastalık riskine göre planlanır. Hafif enfeksiyonu olan, ek riski bulunmayan pek çok kişi destek tedavisiyle iyileşir. Ağır hastalık açısından yüksek risk taşıyan uygun hastalarda antiviral ilaçlar hastaneye yatış ve ölüm riskini azaltabilir. Bu ilaçların çoğu belirtiler başladıktan sonraki ilk 5–7 gün içinde başlanmalıdır; bu nedenle risk grubundaki kişiler sonucu beklerken bile sağlık profesyoneliyle erken iletişim kurmalıdır.
Antiviral seçimi kişiye özeldir. Yaş, böbrek ve karaciğer fonksiyonları, gebelik durumu, bağışıklık sistemi, kullanılan diğer ilaçlar ve olası etkileşimler birlikte değerlendirilir. Özellikle ritim ilaçları, kan sulandırıcılar, kolesterol ilaçları ve bağışıklık sistemini etkileyen tedavilerle önemli etkileşimler olabilir. Reçeteli ilaçlar hekime danışılmadan kesilmemeli; COVID-19 tedavisi için internetten edinilen veya etkinliği kanıtlanmamış ürünler kullanılmamalıdır.
Hastaneye yatırılan kişilerde oksijen desteği, antiviral veya bağışıklık yanıtını düzenleyen ilaçlar ve komplikasyonlara yönelik tedaviler gerekebilir. Antibiyotikler yalnızca eşlik eden veya şüphe edilen bakteriyel enfeksiyon gibi uygun bir gerekçe varsa kullanılır. Geçmişte gündeme gelen hidroksiklorokin, klorokin veya azitromisin gibi ilaçlar COVID-19’u kendi kendine tedavi etmek amacıyla kullanılmamalıdır.
Mevcut ilaçlar kesilmeli mi?
Hekim tarafından düzenli kullanılması önerilen tansiyon, ritim, kolesterol, diyabet veya kan sulandırıcı ilaçlar COVID-19 tanısı nedeniyle kendiliğinden kesilmemelidir. Ancak antiviral başlanacaksa tüm reçeteli ilaçlar, reçetesiz ürünler ve bitkisel destekler hekime bildirilmelidir. Bazı antiviraller belirli ilaçların kandaki düzeyini yükseltebilir veya etkisini değiştirebilir. Gerektiğinde hekim geçici ara verme, doz ayarı ya da farklı bir tedavi seçeneği planlar. Bu karar, ilacın bırakılmasının oluşturacağı risk de hesaba katılarak kişiye özel verilir.
Tedavi sonrası belirtiler yeniden başlayabilir mi?
Bazı kişilerde iyileşmenin veya negatif testin ardından birkaç gün içinde belirtiler tekrar ortaya çıkabilir ya da test yeniden pozitifleşebilir. “COVID-19 rebound” olarak adlandırılan bu durum antiviral kullananlarda da kullanmayanlarda da görülebilir ve çoğunlukla hafif seyreder. Belirtiler geri dönerse bulaş önlemlerini yeniden uygulamak ve özellikle risk grubundaysanız sağlık profesyoneline danışmak uygundur.
COVID-19’dan korunmak için neler yapılabilir?
Tek bir önlem tam koruma sağlamaz. Bulaş riskini azaltmak için katmanlı yaklaşım daha etkilidir: güncel aşı önerilerini takip etmek, hasta iken evde kalmak, kapalı alanlarda temiz hava sağlamak, el hijyenine dikkat etmek ve riskin arttığı durumlarda iyi oturan bir maske kullanmak.
- Aşı: Aşılar enfeksiyonu her zaman önlemese de ağır hastalık, hastaneye yatış ve ölüm riskini azaltmaya yardımcı olur. Yaşa ve risk durumuna uygun güncel dozlar için ulusal öneriler izlenmelidir.
- Havalandırma: Pencereleri açmak, mekanik havalandırmayı uygun biçimde kullanmak ve mümkünse açık havayı tercih etmek kapalı ortam riskini azaltır.
- Maske: Kalabalık veya havalandırması yetersiz alanlarda, salgın dönemlerinde, hasta kişiye bakım verirken ya da risk grubundaki biriyle görüşürken yüze iyi oturan kaliteli bir maske ek koruma sağlayabilir.
- Hasta iken evde kalma: Ateş, öksürük, boğaz ağrısı veya belirgin halsizlik gibi belirtiler varken yakın teması azaltmak hem COVID-19’un hem de diğer solunum yolu virüslerinin yayılmasını sınırlar.
- Hijyen: Elleri sabun ve suyla yıkamak, öksürürken veya hapşırırken ağız ve burnu kapatmak ve sık dokunulan yüzeyleri gerektiğinde temizlemek yararlıdır.
Aşı önerileri, dolaşımdaki varyantlara ve toplumdaki risk durumuna göre güncellenebilir. Bağışıklığı baskılanmış kişiler ek doz veya başka koruyucu yaklaşımlar açısından kendi hekimleriyle görüşmelidir. Aşı kararı; yaş, önceki dozlar, geçirilmiş enfeksiyon, ek hastalıklar ve yerel program dikkate alınarak verilmelidir.
Uzun COVID nedir?
Bazı kişilerde akut enfeksiyon sonrasında yorgunluk, nefes darlığı, çarpıntı, efor kapasitesinde azalma, uyku bozukluğu, koku veya tat değişikliği ve düşünme-konsantrasyon güçlüğü gibi yakınmalar devam edebilir ya da yeniden başlayabilir. Bu tablo “uzun COVID” veya “COVID-19 sonrası durum” olarak adlandırılır. Belirtiler tek bir organla sınırlı olmayabilir ve günlük yaşamı etkileyebilir.
Uzayan her belirti COVID-19’a bağlanmamalıdır. Kansızlık, tiroit hastalıkları, ritim bozukluğu, akciğer sorunları, uyku bozuklukları veya başka nedenler benzer yakınmalara yol açabilir. Özellikle göğüs ağrısı, belirgin çarpıntı, nefes darlığı, bayılma veya eforla kötüleşme varsa klinik değerlendirme gerekir. Egzersize dönüş kademeli olmalı; ağır enfeksiyon geçiren veya kalp-akciğer belirtisi bulunan kişiler kişiselleştirilmiş öneri almalıdır.
İyileşme döneminde egzersize dönüş
Ateş, belirgin halsizlik, göğüs ağrısı veya nefes darlığı sürerken yoğun egzersiz yapılmamalıdır. Günlük aktiviteye dönüş, belirtiler düzeldikten sonra düşük yoğunlukla başlayıp kişinin verdiği yanıta göre kademeli ilerlemelidir. Aktivite sonrası saatler veya ertesi gün belirgin kötüleşme oluyorsa tempo düşürülmeli ve değerlendirme alınmalıdır. Özellikle yarışmalı spor yapanlarda, ağır enfeksiyon geçirenlerde veya kalp kaynaklı olabilecek yakınmaları bulunanlarda egzersiz planı hekim önerisine göre oluşturulmalıdır.
Koronavirüs (COVID-19) hakkında sık sorulan sorular
COVID-19 ile grip belirtilerinden ayırt edilebilir mi?
Çoğu zaman hayır. Ateş, öksürük, boğaz ağrısı, halsizlik ve kas ağrıları iki hastalıkta da görülebilir. Kesin ayrım için muayene ve gerektiğinde COVID-19, influenza veya her ikisini birlikte saptayan testler kullanılabilir.
COVID-19 belirtileri ne zaman başlar?
Belirtiler maruziyetten sonraki günlerde başlayabilir ve süre kişiden kişiye değişir. CDC, belirtilerin maruziyetten 2–14 gün sonra görülebileceğini belirtir. Yeni varyantlar ve kişinin bağışıklık durumu başlangıç zamanını etkileyebilir.
Evde yapılan antijen testi negatifse COVID-19 yok mudur?
Tek bir negatif antijen testi enfeksiyonu kesin olarak dışlamaz. Test çok erken yapılmış olabilir. Belirti veya güçlü temas öyküsü varsa güncel resmî öneriye göre testi tekrarlamak ya da moleküler test yaptırmak gerekebilir.
COVID-19 geçiren kişi tekrar hastalanabilir mi?
Evet. Virüs değişebildiği ve bağışıklık zamanla azalabildiği için yeniden enfeksiyon mümkündür. Önceki enfeksiyon ağır hastalığa karşı bir miktar koruma sağlayabilse de yeni belirtilerde COVID-19 olasılığı göz ardı edilmemelidir.
COVID-19 tedavisinde antibiyotik kullanılır mı?
Antibiyotikler virüslere etki etmez. Yalnızca hekim bakteriyel bir enfeksiyon düşündüğünde kullanılmalıdır. Gereksiz antibiyotik kullanımı yan etkilere ve antibiyotik direncine yol açabilir.
Antiviral tedaviye ne zaman başlanır?
Uygun yüksek riskli hastalarda antiviral tedaviler mümkün olduğunca erken, ilaca göre genellikle belirtilerin ilk 5–7 günü içinde başlanır. İlaç etkileşimleri ve organ fonksiyonları değerlendirileceği için tedavi hekim tarafından planlanmalıdır.
Maske COVID-19’dan korunmaya yardımcı olur mu?
Yüze iyi oturan kaliteli bir maske, özellikle kapalı, kalabalık veya havalandırması yetersiz alanlarda solunum parçacıklarına maruziyeti azaltmaya yardımcı olabilir. Maske; havalandırma, hasta iken evde kalma ve aşı gibi diğer önlemlerle birlikte daha etkilidir.
COVID-19 aşısı hastalığı tamamen önler mi?
Hiçbir aşı yüzde yüz koruma sağlamaz. COVID-19 aşılarının temel yararı ağır hastalık, hastaneye yatış ve ölüm riskini azaltmaktır. Güncel doz önerileri yaşa, risk durumuna ve ulusal programa göre değişebilir.
Oksijen satürasyonu kaç olursa doktora başvurulmalıdır?
Tek bir ev ölçümü herkeste aynı anlamı taşımaz ve cihaz hataları olabilir. Kişinin normal değerinden belirgin düşüş, tekrarlayan düşük ölçümler veya nefes darlığı varsa sağlık profesyoneliyle iletişim kurulmalıdır. Belirgin solunum güçlüğünde ölçüm beklenmeden acil yardım alınmalıdır.
COVID-19 sonrası çarpıntı veya nefes darlığı normal midir?
İyileşme döneminde bazı yakınmalar sürebilir; ancak göğüs ağrısı, bayılma, belirgin çarpıntı, yeni veya artan nefes darlığı değerlendirilmelidir. Bu belirtiler yalnızca uzun COVID’den değil, farklı kalp veya akciğer sorunlarından da kaynaklanabilir.
Bilimsel ve resmî kaynaklar
Değerlendirme ve iletişim
COVID-19 sonrasında devam eden göğüs ağrısı, nefes darlığı, çarpıntı veya efor kapasitesinde belirgin azalma yaşıyorsanız tıbbi değerlendirme için başvurabilirsiniz.
Prof. Dr. Ahmet Arnaz
Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı
+90 546 747 49 44






Yorum bırakın